Hz. Adem'in Yaratılışı
4/9/2009"Hani Rabbin meleklere:
“- Ben, ses veren, kuru çamurdan, yoğurulan, dö-külerek şekillendirilebilen, değişken kara balçıktan bir insan yaratacağım.” demişti. (Kur’an 15/26-28)
Ondan sonra kurudu, yarıldı pişmiş çamura benzer balçık oldu.
"Allah insanı, ses veren, pişmiş çamura benzeyen kuru balçıktan yarattı." (Kur’an 55/14)
Önce topraktı; sonra şekillendi; ondan sonra parça parça yarıldı. Sayısız yıllar yattı.
Ondan sonra şeytan Azazil geçip giderken yolu onun bulundığu yere uğradı. Âdem'in kalıbına gözü ilişti, hayret etti, ürktü ve tekrar üzerine vardı. Biraz baktı, tuhafına gitti, hayrete düştü. Uzandı, eliyle göğsüne elledi. Tuttu dedi ki "İlahi! efendim, Mevlam bunun içi kovuk (boş)muş; bundan hiç hayır gelmez."
O zaman kâinatın hükümdarı Tanrı'dan ses geldi; dedi ki:
-Ya Azazil! O dokunduğun göğüs benim evim-dir, ocağımdır; kendi kudretimle doldururum.
Hak Subhanehu ve Teâlâ Hazretleri Âdem'in bedenine ruh yayarak hayat vermeyi diledi ve ruha emreyledi. Bazıları der ki, Hak Teâlâ Hazretlerinin emriyle ruh, Âdem'in burnundan dimağına girdi. İki yüzyıl bekledikten sonra gözlerine indi. O zaman Âdem a.s. yattığı yerde gözlerini açınca kendini toprak ve balçık olarak gördü.
Ondan sonra ruh, kulaklarına indi; meleklerin zikirlerini, tesbihlerini duydu. Sonra da ruh gözüne ve diline indi. O zaman Âdem a.s. aksırdı ve başını yerden yukarı kaldırdı ve dedi ki:
" Yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzeni veren, koruyan, kontrol eden, âlemlerin, bütün varlıkların mürebbisi, sahibi Allah’a hamdolsun." (Kuran 1/1)
Şekillenmeden önceki hareket aksırmaktır. Dile ilk gelen kelime de budur.
Ondan sonra kâinatı yaratan herşeye gücü kudreti yeten Tanrı'dan cevap geldi.:
"Rabbin sana rahmet ve merhamet etsin ey Âdem" dedi Ondan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
-Ya Âdem! İzzetim celâlim hakkı için, seni bu kelime için, rahmet ve merhametimin tecellisi için ya-rattım.
Ondan sonra ruh Âdem'in göğsüne ve beline indi. Aşağısı balçıkken Âdem a.s. kalkıp oturmak istedi. Nitekim Kur'ân-ı azimde Allah buyurur:
"İnsan hayır dua edip hayrı davet ettiği gibi, şer dua da eder, şerri davet eder. İnsan pek aceleci bir tabiata sahiptir." (Kur’an 17/11)
Ondan sonra ruh Âdem'in karnına indi. Âdem acıktı; yemek arzu etti. Ondan sonra ruh, Âdem'in bedeninin bütün organlarına yayıldı, tamamen yerli yerine yerleşti. Et, damar, kan, sinir meydana geldi.
Ondan sonra Hak suphanehu ve Teâlâ meleklere buyurdu. Âdem'i rıza suyuyla yıkadılar. Ululuk ve ihtişam tacını başına koydular. Şeref hil’atını üstüne giydirdiler. Yücelik kürsüsü üzerine oturttular. Halife adını koydular ve ,
"Yerde ve gökte ilahi hükümleri icraya, imara memur halifesin" dediler.
Sonra Hak Suphanehu ve Teâlâ kendi lutfuyla,
"Cennet içinde hazinemsin" dedi. Vekillik emrini verdi ve bütün nesnelerin adlarını öğretti:
“Allah Âdem'e, yaratılışa ve değerlerine uygun, varlıklara verdiği isimleri, isimlendirilen varlıkları, varlıklar hakkındaki bilgileri, varlıklarla bilgilerin irtibatını; harfleri, kelimeleri, lafızları, mânaları, cümleleri, lehçeleri; davranışları, ferdin ve toplumun ihtiyaçlarını, uyum kurallarını, gerek duyucağı bütün bilgileri öğretti. Sonra da onları meleklerin önüne koydu.
“- Yeryüzünde Âdem'e ihtiyaç olmadığı iddiasında haklı iseniz, bana bunların isimlerini, varlıklar hakkındaki bilgileri, varlıklarla bilgilerin irtibatını; harfleri, kelimeleri, lafızları, mânaları, cümleleri, lehçeleri; davranışları, ferdin ve toplumun ihtiyaçlarını, uyum kurallarını, tek tek ortaya koyun" buyurdu.” (Kur’an 2/31)
Ondan sonra meleklere secde ettirerek saygı göstertti.
"Hani biz meleklere:
"- Âdem'e secde ederek saygı gösterin" demiştik. Melekler hemen secde ederek saygı gösterdiler. Yalnız İblis dayattı. Büyüklük taslayıp serkeşlik etti, kolektif şuurların-daki Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk taahhütlerini ört-bas ederek inkâr eden kâfirlerden oldu.” (Kur’an 2/34)
“Sizi, ilk mayanızı, atanızı dölsüz yarattık Bir de sizin çehrenizi vücut hatlarınızı insan olarak biz şekillendirdik. Sonra da meleklere:
"- Âdem'e secde ederek saygı gösterin." diye emret-tik. İblis'in dışında melekler secde ederek saygı gösterdiler. O secde ederek saygı gösterenlerden olmadı. (Kur’an 7/11)
“Meleklere:
“- Adem’e secde ederek saygı gösterin.” demiştik. İb-lis hâriç hepsi secde ederek saygı gösterdi. İblis:
“- Çamurdan yarattığına mı secde ederek saygı göstereceğim?” dedi. (Kur’an 17/61)
O vakit bütün melekler Hak Teâlâ'nın emriyle Âdem'e secde ederek saygı gösterdiler. Yalnız İblis secde ederek saygı göstermedi.
Hak Te'âlâ İblise sordu: Niçin Âdem'e secde etmedin. İblis cevap verdi: Beni ateşten, onu ise ça-murdan yarattın.
"Allah:
"- Sana emrettiğim zaman, seni Âdem'e secde ederek saygı göstermekten alıkoyan nedir?" buyurdu. İblis:
"- Ben ondan daha hayırlıyım, beni ateşten yarat-tın. Onu ise çamurdan yarattın." dedi." (Kur’an 7/12)
Yani "Sen beni ateşten onu topraktan yarattın. Bunun için, benim terkibim, ateş ulvi, toprak ise suflidir. Yaradılışta ben ondan yüceyim. Bu sebeple Âdem'e secde ederek ona saygı göstermedim." dedi. Gurura kapılarak, secdeye, saygı göstermeye râzı olmadı. Hak Teâlâ da onu dergahından kovdu. Önceleri Allah'a yakın bir melek iken adı Haris idi. Sonra mahrum, şaşkın, lanetlenmiş oldu ve adı şeytan ve İblis olarak değişti.
Ondan sonra Hak Suphanehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:
-Ya Âdem yukarı bak!
Bunun üzerine Âdem a.s. yukarı baktı. Arşta şu güzel sözün yazılmış olduğunu gördü:
"Lâ-ilâhe illallah, Muhammedün Resulullah."
Âdem a.s. onu görünce şöyle dedi:
-İlâhi efendim, Mevlam! "La-ilâhe illallah" senin birliğindir. Ya Muhammed kimin adıdır? Ebedî hayat ile diri, ölümlü olmakta uzak, varlık alemini ayakta tutan ve düzenini elinde bulunduran Tanrı buyurdu ki:
"Ya Âdem ! O benim habibimin, sevgili kulu-mun adıdır ki, senin oğlundur." Âdem çok mutlu ol-du, şükretti.
Ondan sonra Âdem a.s sağ yanına baktı; üç güzel şahış gördü ve sordu:
-Adınız nedir ve makamınız nerdedir?
Birincisi cevap verdi:
- Adım akıldır ve yerim başta, beyindedir.
İkincisi şöyle cevap verdi:
- Adım utanma ve hayadır; yerim yüzdedir.
Üçüncüsü ise şöyle cevap verdi:
- Adım, ilimdir ve makamım göğüs içindedir..
Bunun üzerine Âdem şöyle dedi:
- Gelin şimdi yerliyerinize girin.
O an üçüde yerliyerine girdiler. Âdem rahatladı. Sonra sol tarafına baktı. Orada da üç şahıs gördü; ürktü ve sordu:
- Adınız nedir ve yeriniz nerdedir? Ne uğursuz grupsunuz.
Onlardan birisi cevap verdi:
- Adım öfkedir; yerim başta, beyindedir.
Âdem karşılık verdi:
- Baş akıl yeridir; senin başta yerin yok.
O Şahıs bunun üzerine şöyle dedi:
- Ben gelince akıl gider.
İkinci şahıs da şöyle konuştu:
- Benim adım açgözlülüktür; yerim yüzdedir.
Âdem karşılık verdi:
- Yüz, tamamıyle utanma ve hayâ yeridir; senin yüzde yerin yok.
O şahıs buna şöyle karşılık verdi:
- Ben gelince utanma ve hayâ gider.
Üçüncü şahıs da şöyle karşılık verdi:
- Benim adım hased, kıskançlıktır; yerim gönül-dedir.
Buna karşı Âdem a.s.:
- Göğüs ilim yeridir; senin göğüste yerin yok.
Bunun üzerine o şahış şöyle konuştu:
- Ben gelince ilim gider.
Şimdi aziz dostum şöyle bilmek gerekir ki iman rahmanîdir., şüphe şeytanîdir. Şüphe gelse iman; iman gelse şüphe gider.
" İşte O, sizin, varlığı konusunda şüphe olmayan hak, gerçek Rabbiniz Allah’tır. Allah’a kulluk ve ibadet, Allah’ın dini ve kitabı, Allah’ın koyduğu düzen terkedil-dikten sonra, başına buyruk davranmanın, dalâletin, bozuk düzenin, helâke mahkûm olmanın dışında ne kalır? Ortadaki kesin delillere rağmen nasıl da Hak’tan bâtıla çev-riliyorsunuz!" (Kur’an 10/32)"
Makalat - Hacı Bektaş Veli
-
ahmettekin.net
“- Ben, ses veren, kuru çamurdan, yoğurulan, dö-külerek şekillendirilebilen, değişken kara balçıktan bir insan yaratacağım.” demişti. (Kur’an 15/26-28)
Ondan sonra kurudu, yarıldı pişmiş çamura benzer balçık oldu.
"Allah insanı, ses veren, pişmiş çamura benzeyen kuru balçıktan yarattı." (Kur’an 55/14)
Önce topraktı; sonra şekillendi; ondan sonra parça parça yarıldı. Sayısız yıllar yattı.
Ondan sonra şeytan Azazil geçip giderken yolu onun bulundığu yere uğradı. Âdem'in kalıbına gözü ilişti, hayret etti, ürktü ve tekrar üzerine vardı. Biraz baktı, tuhafına gitti, hayrete düştü. Uzandı, eliyle göğsüne elledi. Tuttu dedi ki "İlahi! efendim, Mevlam bunun içi kovuk (boş)muş; bundan hiç hayır gelmez."
O zaman kâinatın hükümdarı Tanrı'dan ses geldi; dedi ki:
-Ya Azazil! O dokunduğun göğüs benim evim-dir, ocağımdır; kendi kudretimle doldururum.
Hak Subhanehu ve Teâlâ Hazretleri Âdem'in bedenine ruh yayarak hayat vermeyi diledi ve ruha emreyledi. Bazıları der ki, Hak Teâlâ Hazretlerinin emriyle ruh, Âdem'in burnundan dimağına girdi. İki yüzyıl bekledikten sonra gözlerine indi. O zaman Âdem a.s. yattığı yerde gözlerini açınca kendini toprak ve balçık olarak gördü.
Ondan sonra ruh, kulaklarına indi; meleklerin zikirlerini, tesbihlerini duydu. Sonra da ruh gözüne ve diline indi. O zaman Âdem a.s. aksırdı ve başını yerden yukarı kaldırdı ve dedi ki:
" Yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzeni veren, koruyan, kontrol eden, âlemlerin, bütün varlıkların mürebbisi, sahibi Allah’a hamdolsun." (Kuran 1/1)
Şekillenmeden önceki hareket aksırmaktır. Dile ilk gelen kelime de budur.
Ondan sonra kâinatı yaratan herşeye gücü kudreti yeten Tanrı'dan cevap geldi.:
"Rabbin sana rahmet ve merhamet etsin ey Âdem" dedi Ondan sonra Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
-Ya Âdem! İzzetim celâlim hakkı için, seni bu kelime için, rahmet ve merhametimin tecellisi için ya-rattım.
Ondan sonra ruh Âdem'in göğsüne ve beline indi. Aşağısı balçıkken Âdem a.s. kalkıp oturmak istedi. Nitekim Kur'ân-ı azimde Allah buyurur:
"İnsan hayır dua edip hayrı davet ettiği gibi, şer dua da eder, şerri davet eder. İnsan pek aceleci bir tabiata sahiptir." (Kur’an 17/11)
Ondan sonra ruh Âdem'in karnına indi. Âdem acıktı; yemek arzu etti. Ondan sonra ruh, Âdem'in bedeninin bütün organlarına yayıldı, tamamen yerli yerine yerleşti. Et, damar, kan, sinir meydana geldi.
Ondan sonra Hak suphanehu ve Teâlâ meleklere buyurdu. Âdem'i rıza suyuyla yıkadılar. Ululuk ve ihtişam tacını başına koydular. Şeref hil’atını üstüne giydirdiler. Yücelik kürsüsü üzerine oturttular. Halife adını koydular ve ,
"Yerde ve gökte ilahi hükümleri icraya, imara memur halifesin" dediler.
Sonra Hak Suphanehu ve Teâlâ kendi lutfuyla,
"Cennet içinde hazinemsin" dedi. Vekillik emrini verdi ve bütün nesnelerin adlarını öğretti:
“Allah Âdem'e, yaratılışa ve değerlerine uygun, varlıklara verdiği isimleri, isimlendirilen varlıkları, varlıklar hakkındaki bilgileri, varlıklarla bilgilerin irtibatını; harfleri, kelimeleri, lafızları, mânaları, cümleleri, lehçeleri; davranışları, ferdin ve toplumun ihtiyaçlarını, uyum kurallarını, gerek duyucağı bütün bilgileri öğretti. Sonra da onları meleklerin önüne koydu.
“- Yeryüzünde Âdem'e ihtiyaç olmadığı iddiasında haklı iseniz, bana bunların isimlerini, varlıklar hakkındaki bilgileri, varlıklarla bilgilerin irtibatını; harfleri, kelimeleri, lafızları, mânaları, cümleleri, lehçeleri; davranışları, ferdin ve toplumun ihtiyaçlarını, uyum kurallarını, tek tek ortaya koyun" buyurdu.” (Kur’an 2/31)
Ondan sonra meleklere secde ettirerek saygı göstertti.
"Hani biz meleklere:
"- Âdem'e secde ederek saygı gösterin" demiştik. Melekler hemen secde ederek saygı gösterdiler. Yalnız İblis dayattı. Büyüklük taslayıp serkeşlik etti, kolektif şuurların-daki Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk taahhütlerini ört-bas ederek inkâr eden kâfirlerden oldu.” (Kur’an 2/34)
“Sizi, ilk mayanızı, atanızı dölsüz yarattık Bir de sizin çehrenizi vücut hatlarınızı insan olarak biz şekillendirdik. Sonra da meleklere:
"- Âdem'e secde ederek saygı gösterin." diye emret-tik. İblis'in dışında melekler secde ederek saygı gösterdiler. O secde ederek saygı gösterenlerden olmadı. (Kur’an 7/11)
“Meleklere:
“- Adem’e secde ederek saygı gösterin.” demiştik. İb-lis hâriç hepsi secde ederek saygı gösterdi. İblis:
“- Çamurdan yarattığına mı secde ederek saygı göstereceğim?” dedi. (Kur’an 17/61)
O vakit bütün melekler Hak Teâlâ'nın emriyle Âdem'e secde ederek saygı gösterdiler. Yalnız İblis secde ederek saygı göstermedi.
Hak Te'âlâ İblise sordu: Niçin Âdem'e secde etmedin. İblis cevap verdi: Beni ateşten, onu ise ça-murdan yarattın.
"Allah:
"- Sana emrettiğim zaman, seni Âdem'e secde ederek saygı göstermekten alıkoyan nedir?" buyurdu. İblis:
"- Ben ondan daha hayırlıyım, beni ateşten yarat-tın. Onu ise çamurdan yarattın." dedi." (Kur’an 7/12)
Yani "Sen beni ateşten onu topraktan yarattın. Bunun için, benim terkibim, ateş ulvi, toprak ise suflidir. Yaradılışta ben ondan yüceyim. Bu sebeple Âdem'e secde ederek ona saygı göstermedim." dedi. Gurura kapılarak, secdeye, saygı göstermeye râzı olmadı. Hak Teâlâ da onu dergahından kovdu. Önceleri Allah'a yakın bir melek iken adı Haris idi. Sonra mahrum, şaşkın, lanetlenmiş oldu ve adı şeytan ve İblis olarak değişti.
Ondan sonra Hak Suphanehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:
-Ya Âdem yukarı bak!
Bunun üzerine Âdem a.s. yukarı baktı. Arşta şu güzel sözün yazılmış olduğunu gördü:
"Lâ-ilâhe illallah, Muhammedün Resulullah."
Âdem a.s. onu görünce şöyle dedi:
-İlâhi efendim, Mevlam! "La-ilâhe illallah" senin birliğindir. Ya Muhammed kimin adıdır? Ebedî hayat ile diri, ölümlü olmakta uzak, varlık alemini ayakta tutan ve düzenini elinde bulunduran Tanrı buyurdu ki:
"Ya Âdem ! O benim habibimin, sevgili kulu-mun adıdır ki, senin oğlundur." Âdem çok mutlu ol-du, şükretti.
Ondan sonra Âdem a.s sağ yanına baktı; üç güzel şahış gördü ve sordu:
-Adınız nedir ve makamınız nerdedir?
Birincisi cevap verdi:
- Adım akıldır ve yerim başta, beyindedir.
İkincisi şöyle cevap verdi:
- Adım utanma ve hayadır; yerim yüzdedir.
Üçüncüsü ise şöyle cevap verdi:
- Adım, ilimdir ve makamım göğüs içindedir..
Bunun üzerine Âdem şöyle dedi:
- Gelin şimdi yerliyerinize girin.
O an üçüde yerliyerine girdiler. Âdem rahatladı. Sonra sol tarafına baktı. Orada da üç şahıs gördü; ürktü ve sordu:
- Adınız nedir ve yeriniz nerdedir? Ne uğursuz grupsunuz.
Onlardan birisi cevap verdi:
- Adım öfkedir; yerim başta, beyindedir.
Âdem karşılık verdi:
- Baş akıl yeridir; senin başta yerin yok.
O Şahıs bunun üzerine şöyle dedi:
- Ben gelince akıl gider.
İkinci şahıs da şöyle konuştu:
- Benim adım açgözlülüktür; yerim yüzdedir.
Âdem karşılık verdi:
- Yüz, tamamıyle utanma ve hayâ yeridir; senin yüzde yerin yok.
O şahıs buna şöyle karşılık verdi:
- Ben gelince utanma ve hayâ gider.
Üçüncü şahıs da şöyle karşılık verdi:
- Benim adım hased, kıskançlıktır; yerim gönül-dedir.
Buna karşı Âdem a.s.:
- Göğüs ilim yeridir; senin göğüste yerin yok.
Bunun üzerine o şahış şöyle konuştu:
- Ben gelince ilim gider.
Şimdi aziz dostum şöyle bilmek gerekir ki iman rahmanîdir., şüphe şeytanîdir. Şüphe gelse iman; iman gelse şüphe gider.
" İşte O, sizin, varlığı konusunda şüphe olmayan hak, gerçek Rabbiniz Allah’tır. Allah’a kulluk ve ibadet, Allah’ın dini ve kitabı, Allah’ın koyduğu düzen terkedil-dikten sonra, başına buyruk davranmanın, dalâletin, bozuk düzenin, helâke mahkûm olmanın dışında ne kalır? Ortadaki kesin delillere rağmen nasıl da Hak’tan bâtıla çev-riliyorsunuz!" (Kur’an 10/32)"
Makalat - Hacı Bektaş Veli
-
ahmettekin.net
0 yorum yazilmistir